Günce-1

Merhaba 

Bu yazımda size geçen 5-6 ayda yaşadıklarımdan bahsedeceğim biraz.
Aslında yazın başından beri anlatmak isterdim ama okulumun kapatılışı, yeni okul arayışları, tercih stresi, yeni ortam, artık uzakta kalmış olan arkadaşlar… çok da konuşmak istediğim şeyler değil şu an, çünkü üzülüyorum.
Koç Üniversitesine yerleştim. Olduğum yerden gerçekten mutluyum, en azından yerleştiğimi öğrendiğimde öyleydim.
Geçirdiğim bir dönem için asla mutlu değilim, özellikle akademik ve sosyal açıdan.
En çok çaba gösterdiğim dönem olsa da 15 yıllık eğitim hayatımın en kötü notlarını aldım diyebilirim. 6 dersimin 2sini veremedim. Ortalamam inanılmaz düşük, o yüzden söylemeyeceğim. Okulda asla sosyal bir ortamım yok. Sadece önceden tanıdığım kişiler var, bu benimle mi alakalı okulun ortamıyla mı bilmiyorum. (Biliyorum, tabi ki benimle ilgili değil. Ama çaktırmayın.)
Ah ama, gerçekten okulun en iyi 2 oda arkadaşına sahiptim. Birbirimizden çok farklı olmamıza rağmen çok iyi anlaştık, düzensiz uyku saatlerine, değişik yemek alışkanlıklarına sahip biri olarak Aslı ve Beliz benim için çok büyük şanstı.  Kızlar, her şey için teşekkürler.
Bir de şunu fark ettim, Ankarada yaşarken İstanbul’u daha çok geziyordum. İstanbulda olmama rağmen, tamamen üşengeçlikten, dışarıya keşfe çıkmışlığım üç ya da beş. Sanırım gezginci ruhumu yavaş yavaş kaybediyorum, 20 yaşımda yaşlanmış olamam değil mi?
Onca zamana ne oldu, nereye gitti, ne yaptım hiç bilmiyorum ama geçirdiğim bu dönemden çok ciddi dersler aldım bu kesin, ve aynı hataları tekrarlamaya hiç niyetim yok. Bu da bişey ama dimi? Bence öyle.
Evet sevgili okur dertlerimi dinlediğin, ya da dinlemediğin bu yazının sonuna geldim. Çünkü dert yazmaktan sıkılırım, yoksa aslında bunlar daha derin mevzular ve anlattıkça dallanıp budaklanıyor. O yüzden seni de beni de daha fazla sıkmadan, kendine iyi bak diyip yazımı bitiriyorum.

Rötarlar bazen çok güzel olabilir

Hayatımın en keyifli yolculuklarından birini geçirdim geçenlerde.

Ankara’ya gittim, yolculuk öncesinde ve yolculuk sırasında yaşadıklarım benim gibi küçük şeylerden kendine büyük mutluluklar çıkaran biri için çok mutluluk verici detaylar içeriyordu.

Uçağımız 1-1.5 saat rötar yaptı, zaten 100 kişi ya varız ya yokuz, bekleme salonunda otururken herkes birbiriyle arkadaş oldu, ne muhabbetler döndü. (Az kalsın 2 kişiyi çok yakışıyorsunuz diye oracıkta başgöz edecektik.) Karşımda oturan iki kızın Koç Üniversitesi hakkında konuştuğunu duyduğumda ve acaba aynı okulda mı okuyoruz diye merak edip sordum. Okumuyormuşuz ama olsundu çünkü buradan başlayan muhabbet sonunda herkes birbirini instagramdan takip edip, Ankara’da ve İstanbul dönüşünde buluşma planları yapıyordu. Yani 2 yeni arkadaş edinmiş oldum bu sayede ve böyle rastlantılar beni normalden daha çok mutlu eder. Selinay ve Öykü, sizden bahsediyorum, selamlar. 🙂

Uçağa bindikten sonra ise yanımda oturan kadınla bir muhabbete başladık. Öğretmenmiş, 3 tane çocuğu varmış. Biraz o konuştu biraz ben ama baya konuştuk, bi ara yemek yerken sustuk sanırım, o kadar.

En son uçak inişe geçtiğinde uçak notumu yazmadığımı fark ettim. Böyle garip bir alışkanlığım var benim ama çok seviyorum. Her yolculuğumda o günümü ya da yolculuğumu anlatan bir yazı yazıp dergilerden birinin arasına bırakıyorum, bazen mailimi bile yazıyorum geri dönen olur diye. Neyse, çantamı yukarı kaldırmıştım yanımda kalem yoktu, yanımdaki kadına sordum kaleminiz var mı diye kalktı kendi çantasından yukardan bir kalem aldı ve bana verdi. Tabi hemen ardından ‘Litfin iniş sirisindi yirlirinizdin kilkmiyiniz’ gibi bir uyarı… Yazdım ben yazımı, koydum derginin arasına tam indiğimiz sıralarda ve kalemi geri uzattım teşekkür ederek ‘Sende kalsın, bugünü hiç unutma’ dedi. Ben tabi içimden OMG falan.

Birbirimize iyi dileklerde bulunduk ve o önden indi.

Bilmem sizde fark ettiniz mi, kadının bir ismi yok. Çünkü ne ben ona sordum ne de o bana. Kalemi vereceğim sırada aklıma geldi ama isimsiz kalmasını istedim, uçakta yanımda oturan çok keyifli bir sohbeti paylaştığım kadın olarak kalsın istedim.

İşte böyle… Küçük, minik, çok mutluluk veren detaylar…

Kızlarla da Ankara’dayken buluşamadık, İstanbul’a kaldı sanırım.

Evet sevgili okur, hayatımdan benim için çok değerli olan 2-3 saati paylaştım seninle, umarım okudukların seni de beni ettiği kadar mutlu eder. Bu arada 4 gözle beklemediğini biliyorum ama Ankarada geçirdiğim vakitle ilgili de ayrı bir yazı yazacağım. Çünkü neden yazmayayım?