Bir Tatlı Huzur 

Bundan yaklaşık 1 buçuk ay önce henüz yaz tamamen bitmemişken, ama manevi anlamda sonbahar ve hatta kış yaşadığımız dönemlerde senenin en güzel akşamlarından birini geçirdim ben. 
Hiç beklemediğim bir anda, hiç beklemediğim bir yerde karşıma çıktı huzur, kelime anlamı ezberimdeydi ama nasıl bir his olduğunu unutmuştum, birçoğumuz gibi…
Saat gece yarısına yarım saat kalmıştı, olduğum yerdeki bütün kafeler kapanmaya başlamıştı, burası onların arasında daha az seçilen bir yerdi, bana daha çekici geldi.
İçeri girdim, deniz kenarında, küçük bir masaya oturdum.
Ben manzaraya gerek duymayan, biraz da abartılmış bulan biriyim, en azından öyleydim. Yani kitap okumak için, yazı yazmak için manzaraya ihtiyaç duymam. Ama o an o yerde gördüğüm manzara… Belki o kadar da güzel değildi, siz görseniz sevmezdiniz belki ama beni çok etkiledi. Dolunay vardı zaten, gökyüzünde görmeyi en çok sevdiğim şeydir. Küçüklü büyüklü botlar, tekneler, yatlar vardı ve denize yansıyan bir sürü ışık. Küçük bir sahil kasabasında hissettim kendimi, herkesin bana aşina olduğu ama kimsenin beni tanımadığı bir sahil kasabası… Sonra da garip bir biçimde yazı yazma dürtüsü uyandı içimde, ve yazdım. O zaman aldığım notları şimdi okuduğum zaman bile aynı huzuru hissedebiliyorum.
Gece, deniz, güzel bir kahve, çok tatlı çalışanlar, sadece 1-2 tane kalmış müşteriler, inanılmaz güzel müzikler –ki o zamandan beri bağımlısı olduğum ‘Damien Rice-Cheers Darling’ şarkısını da keşfetmiştim ve güzel şarkılar keşfetmek beni her zaman çok mutlu eder-, işte bütün bunlar uzun bir zamanın bunaltısını üstünde hisseden bana iyi geldi.
Yani belki de uzun bir zamanın bunaltısı olduğu için iyi geldi, bilemiyorum.
Hepsi bu, bu kadar. Paylaşmak istedim.
Şimdi iyi geceler sevgili okur, tabi eğer varsan.

C1/9

Artık bir şeyler yazmanın vakti gelmişti…

Yazacak bi milyon konu vardı aklımda aslında, ama bi türlü karar veremiyordum yazmaya.

Bu konu kendini seçti.

Aşırı duygu yoğunluğuna denk geldi.

Ve yazıyorum.

Ankara’daki evimi özlüyorum. Hem de çok.

Ve şu an fonda Adamlar-Kapısı Kapalı çalıyor. Abi kafanda kurbağa var.

Ankara’daki evim dediğim, 10-15 kişilik çekirdek ailem ve 500-600 kişilik olan daha büyüğü.

Hiç istemediğimiz şeyler oldu ve her birimiz bir yere dağıldık. Dağıldık derken sadece fiziksel anlamda. Yoksa, gönüller hep bir. Dimi? Ama işte olan oldu, olmasın diye uğraştık ama, oldu. Bu saatten sonra da değişecek gibi durmuyor. Sanırım hepimiz için durumu kabullenmek vakti?

Ya gençler köpek gibi özlüyorum cidden. Öyle sürekli sağa sola aman ağlıyorum, aman geberiyorum, ay çok mutsuzum yazmıyorum diye unuttum sanmayın. Mutluysam, mutluyum diyebiliyorsam, geçen senenin çeyreği bile değil. Ama belli bir noktadan sonra elinde olana da şükretmek gerekmez mi?

Kalben-Saçlar’a geçtik. Ve evet Zeynep o saçların hepsi senin!

Burada bana sarılıp ‘Çok seviyorum’ diye ağlayan bir Zeynep yok, yanımda uyuyan, ya da omzumda, her anımızı paylaştığımız bir Nihan, kafayı yemiş, okulun delisi olarak tanınan bir Nurefşan, evinin hanımı makarna delisi bir Beyza, en hanımefendi trol Hilal… Üstünde yemek deneyleri yaptığım, her sabah mezdekelerle uyandırdığım bu güzel, azıcık(!) çatlak, hepsi kendi şahsına münhasır insanların hiçbiri yakınımda değil artık.

Ama yine de mutluyum. Valla bak. Hiç değilse unutulmayacak bi 1 sene geçirdik birlikte.

Ya anılarımızı yazmak istiyorum ama, onlar hep yemek üstüne o yüzden ben yazmıyorum ama siz o 1 seneyi bi hatırlayın böyle. Bi türlü gelmeyen eşyalarımızla başlayın, ilk kez hep birlikte dışarı çıktığımız karaoke akşamını, kutladığımız bütün doğum günlerini, duvardaki ‘Happy Birthday’ yazısını, Beğendik reklamlarını, Hesabı Korumalı Instagörl tespihini, beslediğiniz, asla dokunamadığım civcivi, evi basan karıncaları, odaya giren yarasayı…

Daha farklı bir yazı planlıyordum, herkesten bahsedecektim, okuldan falan da… Şimdilik bu kadarla idare edin bakalım.

Tam da sona gelmiştik, Multitap-Bu Kadarız çalıyor. Yakın sigaraları.

Bir gün umutsuz, çözümsüz hissederseniz, bilin ki o çıkmaz sokakta yalnız değilsiniz. Hepiniz çok özelsiniz. Özel güçleriniz, unutulmayacak anılarınız, yenecek daha çok nudılınız ve çılgın arkadaşlarınız var.

Sevgi ve özlemle…