Mükemmelleştiremediklerimizden misiniz?

Hiçbirimiz mükemmel değiliz. Yanlışlarımızla varız, onlarla doğduk, hayatımız onları düzeltmekle geçiyor ve öldüğümüzde hayata dair pişmanlıklarımız, keşkelerimiz olmamasını diliyoruz hepimiz. Mükemmel olmaya çalıştığımız her dakika zaten mükemmel olan özelliklerimizden bile götürüyor olabilir. Farklılıklarımız bizi biz yapan şeyler, neden hepimiz birbirimize benzemeye çalışıyoruz? Herkes basit sıradan bi mükemmelliğe ulaşırsa, o da sıradan olmayacak mı? Sonraki hedefimiz ne olacak o zaman? Geçmişin pişmanlıkları, geleceğin telaşı ve endişeleri … Continue reading Mükemmelleştiremediklerimizden misiniz?

Kitap Kahve ve ?

Çok güzel birkaç saat geçirdim kendimce, mutluyum, birileriyle paylaşmak istiyorum, ya da sadece yazmak, anlatmak ama kimsenin dinleyip dinlemeyeceğini umursamadan. (Çünkü o zaman işin içine estetik kaygılar girebiliyor.) Çok güzel birkaç saat dediğime de bakmayın öyle ahım şahım hiçbir şey olmadı. Sabahın 4üydü kalktım kendime kahve yaptım, ama güzel bir kahve oldu, yeni keşfettiğim güzel müzikler varmış dinlenmeyi bekleyen, açtım onları, bir de kitabımı aldım … Continue reading Kitap Kahve ve ?

Günce-1

Merhaba  Bu yazımda size geçen 5-6 ayda yaşadıklarımdan bahsedeceğim biraz. Aslında yazın başından beri anlatmak isterdim ama okulumun kapatılışı, yeni okul arayışları, tercih stresi, yeni ortam, artık uzakta kalmış olan arkadaşlar… çok da konuşmak istediğim şeyler değil şu an, çünkü üzülüyorum. Koç Üniversitesine yerleştim. Olduğum yerden gerçekten mutluyum, en azından yerleştiğimi öğrendiğimde öyleydim. Geçirdiğim bir dönem için asla mutlu değilim, özellikle akademik ve sosyal açıdan. … Continue reading Günce-1

Rötarlar bazen çok güzel olabilir

Hayatımın en keyifli yolculuklarından birini geçirdim geçenlerde. Ankara’ya gittim, yolculuk öncesinde ve yolculuk sırasında yaşadıklarım benim gibi küçük şeylerden kendine büyük mutluluklar çıkaran biri için çok mutluluk verici detaylar içeriyordu. Uçağımız 1-1.5 saat rötar yaptı, zaten 100 kişi ya varız ya yokuz, bekleme salonunda otururken herkes birbiriyle arkadaş oldu, ne muhabbetler döndü. (Az kalsın 2 kişiyi çok yakışıyorsunuz diye oracıkta başgöz edecektik.) Karşımda oturan iki … Continue reading Rötarlar bazen çok güzel olabilir

Yazım Geldi 

Hep de en olmadık zamanlarda gelir zaten.  Saat sabah 5. Ben bugünkü 3. filmimi bitirdim. 3 filmde muhteşemdi. Captain Fantastic, Sing Street ve Midnight in Paris. Tamam, en baştan alıyorum. Bugün benim için iyi bir gün değildi. Olanları ayrıntılı olarak anlatmayacağım ama duygusal anlamda çok yoruldum, duygusal anlamda yorulduğum zamanlarda yaptığım gibi fiziksel anlamda kendimi hiç yormadım; yemeklerin ve filmlerin her şeyi unutturan huzurlu kollarına … Continue reading Yazım Geldi 

Federal ‘the’ Coffee Company

Uzun zamandır gitmek istediğim Federal’e sonunda gidebildim! Daha önce gittiğim 2 kahve festivalinde hem benim en çok sevdiğim hem de festivalin en çok ilgi gören kahvecisiydi Federal. Ben de gidip yerinde görmek ve daha özel kahveleri denemek istedim. Artık İstanbul’da yaşayan biri olarak tabi ki Federal Galata’ya gittim. Konum olarak çok tatlı bir yerde, Galata kulesinin çok azıcık aşağısında. Mekan yapısal olarak da güzeldi, iç … Continue reading Federal ‘the’ Coffee Company

Bir Tatlı Huzur 

​Bundan yaklaşık 1 buçuk ay önce henüz yaz tamamen bitmemişken, ama manevi anlamda sonbahar ve hatta kış yaşadığımız dönemlerde senenin en güzel akşamlarından birini geçirdim ben.  Hiç beklemediğim bir anda, hiç beklemediğim bir yerde karşıma çıktı huzur, kelime anlamı ezberimdeydi ama nasıl bir his olduğunu unutmuştum, birçoğumuz gibi… Saat gece yarısına yarım saat kalmıştı, olduğum yerdeki bütün kafeler kapanmaya başlamıştı, burası onların arasında daha az … Continue reading Bir Tatlı Huzur 

C1/9

Artık bir şeyler yazmanın vakti gelmişti… Yazacak bi milyon konu vardı aklımda aslında, ama bi türlü karar veremiyordum yazmaya. Bu konu kendini seçti. Aşırı duygu yoğunluğuna denk geldi. Ve yazıyorum. Ankara’daki evimi özlüyorum. Hem de çok. Ve şu an fonda Adamlar-Kapısı Kapalı çalıyor. Abi kafanda kurbağa var. Ankara’daki evim dediğim, 10-15 kişilik çekirdek ailem ve 500-600 kişilik olan daha büyüğü. Hiç istemediğimiz şeyler oldu ve … Continue reading C1/9

Zıplasam Satürn

En son 5 sene önce gittiğim köyü, açık konuşayım, sevmezdim. Çünkü ergendim, hiç arkadaşım yoktu, çok sıkılmıştım. Bu sene 5 yaş daha büyükken gidince kıymetini anladım, hatta sevdim bile diyebilirim. (Artık internet çekiyor olması mı etkiledi? Yok canım, onun hiç alakası yok.) Sevebildiğimi gördükçe de, büyüdüğümü hissettim. Çünkü hep büyükler severdi bizde köyü. Kuşlar, ağaçlar, bin bir renkli çiçekler içinde 10 gün de olsa ciğerlerimiz … Continue reading Zıplasam Satürn

-Başlıksız-

Aslında bu yazıda söyleyeceklerimi Twitter’da uzunca bir flood yapmayı planlıyordum. Sonrasında böyle yazmak daha kolay geldi. Son zamanlarda görmüşsünüzdür bonesiz şal yapan, şalının önünden saçları görünen kapalı arkadaşları. Ama bu arkadaşlardan daha çok bunları yargılayan bir kesim var asla anlayamadığım. Twitter’da gördüğüm birkaç tweet üzerine yazmak istedim. Konu artık öyle bir yere varmış ki tweet içeriği ‘Allah belanızı versin, tiksiniyorum, böyle kapatacaksan aç’ olacak kadar … Continue reading -Başlıksız-